Sındırgı Gundem

EĞRİ BÜĞRÜ…

EĞRİ BÜĞRÜ…

-Necip KARATUNA

EĞİTİM ŞART, AMA NASIL?

Bir radyonun sabah programında eğitim, mizahi bir dille ele alındı. Türkiye’de eğitim sistemi yıllardır tartışmaların odağında yer alıyor.

Radyocu Nihat Sırdar da Kafa Radyodaki sabah kuşağı programında Milli Eğitim Bakanının “Çocuklarımızın okuduğunu anlama, kendini ifade etme ve Türkçeyi doğru kullanma konusunda ciddi sorunları var. Bu, eğitim sistemimizin çözmesi gereken temel meselelerden biri.” Açıklamasında bulunduğunu belirterek, mikrofondan çocukların başka ne gibi sorunları olduğunu sordu, birbirinden ilginç yanıtlar aldı.

*Bu konu üzerinden devam etmek gerekirse, çocukları, gençleri gözlemleyen birçok orta yaş ve üzeri vatandaşın; “Nerede bizim gençliğimiz, bu gençlik nereye gidiyor” serzenişini dile getirdiğine tanık oluruz.

*Müfredatın sürekli değişmesiyle ilgili bir genç ortaokulda iken, pilot bölge olarak seçilen bir okulda eğitim aldığını, sonrasında hep değişen müfredat yüzünden üniversite için altyapısının yeterince oluşmadığını yazdı programda, Sırdar okudu mesajını. Bir öğretmen, çocukların tek düşüncesinin yemek, tuvalet ve cep telefonuna bir an önce ulaşmak olduğunu dile getirdi, çocukların sistemden bir beklentilerinin olmadığını anlattı.

*Eğitim sistemimizde her yeni reform, umutla karşılanmasına rağmen çoğu zaman kalıcı çözümler üretmekte yetersiz kalıyor. Sorunun temelinde ise sık sık değişen politikalar, ezbere dayalı öğretim anlayışı ve fırsat eşitsizlikleri bulunuyor.

Öncelikle eğitim sisteminin en büyük sorunlarından biri istikrarsızlık. Müfredatın ve sınav sistemlerinin sürekli değişmesi, hem öğrencilerde hem de öğretmenlerde ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Bir öğrenci eğitim hayatı boyunca birden fazla sınav sistemiyle karşılaşabiliyor. Bu durum, öğrenmeye odaklanmak yerine “sisteme uyum sağlama” çabasını öne çıkarıyor.

*Bir diğer önemli mesele ise ezberci eğitim anlayışı. Öğrenciler çoğu zaman bilgiyi anlamak yerine sınavlarda doğru şıkkı işaretlemeye yönelik yetiştiriliyor. Eleştirel düşünme, sorgulama ve üretme becerileri geri planda kalıyor. Oysa günümüz dünyasında bilgiye ulaşmak çok kolay; önemli olan o bilgiyi yorumlayabilmek ve yeni fikirler üretebilmek.

*Aileden gerekli altyapı oluşturulmadan okula gönderilen çocukların durumu da ortada. Çocuk aileden öğrenmesi gerekenleri, ‘saldım çayıra’ anlayışının sonucu olarak çevresinden öğreniyor. Kalıplaşan eksik ya da yanlış altyapının değiştirilmesi neredeyse imkansız hale geliyor.

Eskiden kızların, kadınların yanında küfür edilmesi anormal bir durumdu, şimdi kız öğrenciler küfürlü konuşabilmek için adeta birbirleriyle yarışıyor. Bazı boşlukların masal dersiyle değil, adabı muaşeret, ahlak, saygı, sevgi, hoşgörü gibi konuların işlendiği atölye şeklinde değerlendirilmesi gerekiyor.

*Öğretmenlerin durumu da ayrı bir tartışma konusu. Mesleki itibarın zamanla zayıflatılması, ekonomik sorunlar ve artan iş yükü, öğretmen motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Oysa eğitim sisteminin başarısı aileden sonra büyük ölçüde öğretmenin niteliğine ve motivasyonuna bağlıdır.

Sonuç olarak Türkiye’de eğitim sistemi, köklü ve uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç duyuyor. Sık değişen politikalar yerine istikrarlı bir yapı kurulmalı, ezberci anlayış terk edilerek eleştirel düşünme ön plana çıkarılmalı ve her öğrenci için eşit fırsatlar sağlanmalı. Eğitim, bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli alanlardan biridir; bu nedenle günü kurtaran değil, geleceği inşa eden çözümler üretilmelidir.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ