Sındırgı Gundem

NALINA, MIHINA

NALINA, MIHINA

“Ağlamayan çocuğa meme yok mu?”

-Necip KARATUNA

Son üç ayda Sındırgı ve çevresinde yaşanan 16 binin üzerindeki artçı sarsıntı, uzmanlara göre Türkiye’de daha önce rastlanmayan bir durum. Bazı emekli jeoloji mühendisleri televizyonlarda değerlendirmelerde bulunuyor. Ancak dikkat çeken bir şey var: Sındırgı’dan, Sındırgılıdan güçlü bir ses çıkmadı, çıkmıyor.

Sosyal medyada paylaşılan yorumlarda ve ilçe dışındaki tanıdıklardan duyulan ifadeler genellikle şöyle: “Dışarıdan bakınca Sındırgı’da bir deprem olmuş, birkaç bina yıkılmış, ara sıra da sarsıntılar oluyormuş.”

Bu algı doğru mu? Kısmen evet. Çünkü 6.1 büyüklüğündeki depremin yaşandığı ilk gün ilçede büyük bir hareketlilik vardı; bakanlar, milletvekilleri, yardım kuruluşları, hatta televizyon programlarının sponsor araçları bile geldi. Birkaç gün boyunca gıda ve temel ihtiyaç desteği sağlandı.

İlk günden beri meydanda yemek çay, kahve ikram eden Büyükşehir Belediyesinin TIR’ından başka araç yok.

Sonrası sessizlik. Bitmek bilmeyen sarsıntılar, soğuyan havalarla birlikte evlerine giremeyen, duş alamayan, yemek yapamayan, kendi imkânlarıyla buldukları çadırlarda yaşam mücadelesi veren insanlar. Üç ay, yani 90 gün boyunca her gün, irili ufaklı sallantılarla yaşamak.

En zoru da bu: Belirsizlik. “Yarın ne olacak” değil, “birkaç saat sonra ne olacak” kaygısı. Psikolojiler yıpranmış durumda.

İlk etapta evsiz kalanlara konteyner ve maddi destek sağlandı, ama sarsıntılar sürerken hafif hasarlı binalar daha da zarar gördü. Endişe, korku, kaygı hiç dinmedi. Bazı kamu görevlilerinin geçici olarak çevre ilçelere taşındığı geliş gidiş yaptıkları belirtiliyor. Tek kalan banka şubesiyle PTT’de hizmetlerini mobil araçtan vermeye başladı.

SÖZÜN ÖZÜ:

Sındırgı belki de yaşadıklarını “yüksek perdeden” anlatamadı. “Türkiye’de bir ilk yaşanıyor, korkuyoruz, üşüyoruz, endişeliyiz” diye sesini yeterince duyuramadı. Ulusal ve yerel medyanın uzattığı mikrofonlara konuşmayan, konuşmaktan çekinen hatta engellemek isteyen depremzedeler oldu.

Birlik ve dayanışmanın zayıf kaldığı yerde ses de cılız çıkınca o halk deyişi geliyor akla:

“Ağlamayan çocuğa meme verilmez” miş.

Sındırgı ağlayamadı, ağlayamıyor…!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ