NALINA MIHINA

NALINA MIHINA
-Necip KARATUNA
DÜĞÜNLER VE KONVOYLAR
Gelenek mi, Zorunluluk mu?
Zamanla ortaya çıkan bazı sosyal alışkanlıklar, ilk başta masum ya da esprili bir şekilde başlasa da, zaman içinde “gelenek” adı altında sıkıntı verici hale gelebiliyor. Tıpkı köy hayırlarında olduğu gibi, düğün konvoyları da artık bu kategoriye girmiş durumda.
Eskiden bir gelin arabasını birkaç yakın dostun takip etmesi samimi, sıcak bir görüntüydü. Bugün ise “konvoy yapmazsak ayıp olur” baskısına dönüşmüş bir zorunluluk. Adet haline geldiği düşüncesiyle artık çoğu kişi istemese de katılıyor. Gitmezsek yanlış anlaşılırız, katılmazsak ayıp olur gibi sosyal baskılar, bu geleneği bir çeşit mecburiyete çevirdi.
Küçük şehirlerde, kasabalarda bu baskı daha da yoğun hissediliyor. Çünkü herkes birbirini tanıyor. “O benim konvoyuma geldi, ben de gitmeliyim” düşüncesiyle oluşan kalabalık konvoylar, artık sadece bir jest değil, bir trafik sorununa, hatta güvenlik riskine dönüşüyor.
Medyada zaman zaman izlediğimiz konvoy kazaları, bu durumun ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabildiğini gösteriyor. Konvoy sırasında birbirini geçmeye çalışan araçlar, sürat yapanlar, kuralları hiçe sayan davranışlar… Hele ki aynı anda birden fazla düğün konvoyu karşılaştıysa, ortalık tam bir karmaşaya dönüşebiliyor.
Bu durumun gelenekten çok, dayatılmış bir alışkanlığa dönüştüğü açık. Belediyeler, trafik birimleri veya sivil toplum örgütleri bu konuda bilinçlendirme çalışmaları yapmalı, hatta gerekiyorsa sınırlayıcı düzenlemeler getirmeli.
Birbirimize ayıp olmasın diye kendi canımızı, başkasının hayatını riske atmak ne kadar anlamlı? Belki de yeni bir gelenek başlatmanın zamanı gelmiştir: “Konvoysuz düğün, huzurlu şehir.”
