Sındırgı Gundem

NALINA-MIHINA

NALINA-MIHINA

“BİNDİĞİ DALI KESMEK” ya da

“KENDİ AYAĞINA SIKMAK”

1984 yılında İzmir-İstanbul yolu değiştiğinde kabuğuna çekildi; 2000’li yıllara kadar mevcut durumunu korumayı başardı. Ne var ki 2000’den sonra çöküş hızlandı.

Hatırlayanlar bilir…

1970’lerde, 80’lerde ve hatta 90’lardan 2000’li yılların başlarına kadar Sındırgı, ilçe dışından gelen memurların, öğretmenlerin, amirlerin ve daha sonra Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin yaşadığı, nefes aldığı bir yerdi. İlçede sosyal hayat vardı. Öğretmenevi, şehir kulübü, spor kulüpleri gibi mekânlar; kahvehaneleri tercih etmeyen bir kesimin buluşma noktasıydı.

Bu insanlar yalnızca ilçede yaşamakla kalmıyor; Sındırgı’ya kendi kültürlerini tanıtıyor, etkileşim sağlıyor, ekonomik ve sosyal yapıyı zenginleştiriyordu.

Sındırgılı, Sındırgılı olmayanları ‘o yabancı yahu’ diyerek ötekileştirdi. Hatırlanacak olursa ilçede çok sevilen bir doktor belediye başkanlığına aday olmuş ‘yabancı’ diye seçilmemişti.

1996’da açılan Meslek Yüksekokulu ise bir fırsat olabilirdi. Ama olmadı. Yeterli ilgi gösterilmedi, öğrenciler özel yurtlara mahkûm edildi. 2000’li yıllarda, o günün gençleri –bugünün esnafı, iş insanları– MYO binası çevresinde dolaşıyor, meydanlarda kız öğrencileri rahatsız ediyordu. O dönem yaklaşık bin öğrencisi olan okulun bugün 200’lü rakamlara düşmesinde, tercih edilmemesinde bu yaşananların payı da olabilir mi?

Elbette tek sebep bu değil. Kayıt için gelen öğrencilerin, yolu izi olmayan, adeta dağın başına inşa edilmiş bir okulla karşılaşması ve geri dönmeleri, yetkililerin olumsuzluklara yıllarca duyarsız kalmasının sonucu.

Zamanla ilçeye atanan kamu görevlilerinin vakit geçirebileceği sosyal mekânlar ortadan kalktı.

YATIRIMCIYI DA SEVMİYOR?

Bu arada yatırımcılara yapılan eziyeti de bilenler bilir. Tekstil için gelen bir arkadaş vardı, konuştuğumuzda büyük hedeflerden söz etmişti, ama olmadı. Bir diğeri BALKURU’nun açılış töreninde salça fabrikası sözü vermişti o da olmadı. Kalanlar da gitme derdinde.

Yatırım olmayınca sosyal yaşam kalmayınca gidenler çoğaldı. Sındırgı’yı tayinle tercih edenler ise ağırlıklı olarak yine Sındırgılılar oldu.

Sonuç olarak 1980 yılında 53 bin olan nüfus 2000 li yıllarda 47 bin idi, deprem öncesi ise 32 bine kadar düşmüştü. Deprem sonrası ne kadar azalır? O da önümüzdeki günlerde netleşir.

Hal ve gidişat, hatta çöküş böyle iken; bugün deprem sonrası dile getirilen“birlik, beraberlik, kenetlenme, fırsata çevirme, ayağa kalkma, kalkınma vs.” sözleri ne kadar inandırıcı geliyor?

Depremden önce neydi ki, depremden sonra ne olsun?

Değişen ne?

Zihniyet değişmedikçe, ne değişir ki?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ