DAĞLIK BÖLGEDEKİ FAYLAR ARTÇILARI ARTTIRDI

Jeoloji Mühendisi M. Atilla Bağcı ilçenin güneyindeki dağlık bölgede yer alan fayların artçıların fazla olmasına yol açtığını belirtti.
Geçmiş yıllarda Sındırgı’da jeolojik çalışmalarda bulunmuş, son olarak 6.1 lik depremi merkezinde yaşamış olan Jeoloji Mühendisi M. Atilla Bağcı bölgedeki son durumu değerlendirdi. Emekli olduktan sonra 5 yıl önce Sındırgı’ya yerleşen ve burada eşiyle birlikte inşa ettikleri turistik tesisin işletmeciliğini yapan Bağcı, deprem ve artçıları hakkında sahada açıklamalar yaptı. Simav fay hattında Sındırgı-Alakır Kırsal Mahallesinde meydana gelen depremin ardından ilçenin Güneyindeki dağlık bölgede meydana gelen artçıları ve debisi artan termal su ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Depremde Simav fayının Gelenbe fay bariyerini kıramadığı, o yüzden artçıların Sındırgı civarında yoğunlaştığına dikkat çekti.Bilimin, bir fayın ne zaman kırılacağı ve büyüklüğü hakkında net bir cevap veremediğini belirten Bağcı, bildiğini söyleyenlere itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Depremin ardından ortaya çıkan lafazanlara, şarlatanlara değil konusunda bilimle uğraşan hocalara kulak verilmesini istedi. Bağcı ilçenin yanından geçen Simav fayı üzerindeki deprem ile birlikte ülkenin batıya doğru kayma hareketlerinin güneydeki dağlarda bulunan parça fayları tetiklediğini dile getirdi, artçıların fazla olmasını buna bağladı. 1980 yılından beri arazi jeologluğu yaptığını, emekliliğinin ardından Sındırgı’da Emendere’ ye yerleştiğini belirten Bağcı; “Biliyorsunuz 10 Ağustosta meydana gelen depremden sonra insanlarımız çok tedirgin olmuşlar, özellikle artçıların bu kadar uzun sürmesi ve tekrarlanması bizleri tedirgin etmektedir. Bunun gerekçesi olarak Simav fayının batı ucu, Gelenbe fayına dayanmaktadır, orada Gelenbe fayı bir bariyer teşkil etmiştir. Dolayısıyla biriken enerji batıya doğru ilerlemeyip ters teperek bizim Sındırgı’mızın güneyindeki dağlarda artçıların daha çok olmasına sebep olmuş olacağını düşünmekteyim. Tabi bunda etkili olan ayrıca plaka tektoniğiyle ilgisi var oradan da gelen birikimler var. Dolayısıyla bizim burada Horst Graben tektoniği olduğu için düşen yükselen bloklar ve sık sık kesilmiş faylarla temsil edilmekte arazimiz o yüzden bu faylar bu biriken enerjide toplam enerji. Biriken toplam enerji bizim küçük faylarımızı kırmaktadır” dedi. Dağlık bölgedeki termal suların debilerindeki farlılığa da değinen Bağcı; “Beş yıldır burada yaşıyorum, daha önce de Emendere civarı için jeolojik çalışmalarda bulunmuştum yöreyi de çok iyi tanıyorum. Burası Emendere Hidrotermal su kaynağı bölgesi, mevcut sular su toplama yapısıyla toplanıp Sındırgımıza ve köyümüze veriliyordu. Ancak son depremlerden sonra mevcut kırıklar hareket ederek daha önce akmış olan su tekrar debisi canlanarak debisi artarak bu hale geldi, yaklaşık bizim ölçümlerimizde elli litre saniye kadar su akıyordu bu belki biraz daha fazla olabilir” ifadelerine yer verdi. Bağcı bölgenin jeolojik yapısı nedeniyle yapı stoğunun çok kuvvetli olması gerektiğine dikkat çekti. Necip KARATUNA
